İçeriğe geç

Bizden büyük erkek kardeşe ne der ?

Bizden Büyük Erkek Kardeşe Ne Der?

Büyük kardeş, her zaman bir tık daha fazlasını hak eden bir unvana sahiptir. Bizden büyük erkek kardeşe ne deriz? Hmmm… Bu sorunun cevabını verirken, ister istemez geçmişe gidiyorum, ve o anları bir film şeridi gibi gözümde canlandırıyorum. Çünkü İzmir’de büyümek, sokaklarda koşturmak, akşamları çılgınca kahkahalar atmak, ve tabii ki büyük kardeşin bana “saçmalama” demesi… Her bir anı, her bir kelime, bir dönüm noktası gibi hafızama kazındı.

Büyük kardeşin ne dediği, ne yapacağı, her zaman “ne yapmalıyım?” sorusunun arkasında gizli bir cevaptır. Tıpkı büyük bir bilgelik ve taze bir komik cesaret arasında sıkışmış gibi. İşte, şimdi o bilgelik ve cesaretin ne kadar garip bir şekilde birleştiğini keşfetme zamanı.

Büyük Kardeşin “Sağduyu” Gösterisi

Hadi biraz mizahi bir bakış açısıyla konuyu açalım. İzmir’de sokaklarda gezinirken, “bizden büyük erkek kardeşe ne der?” sorusu bazen öylesine karmaşıklaşır ki, aslında verilecek tek cevap “sağduyu” olmalı. Çünkü büyük kardeş, seni hep eğitmekle meşgul olur. Kendi yaşadığın her anı anlatmak, kararlarındaki hata paylarını göstermenin yanı sıra, seni “hayatta neyin doğru olduğu”na dair uyarır. Tabii, bu uyarıların çoğu, çok da içten olmaz. Kardeşinin sağduyu gösterdiği her an, aslında senin hayatının komik anlarını oluşturur.

Büyük kardeşim, her zaman bana “Hayat kısa, doğruyu bul ve yoluna bak” derdi. Ama ben o kadar takılmamıştım, çünkü içinde “yoluna bak” dediği an, farkında olmadan beni birine benzetiyordu: “Tamam, hadi bir yerde kaybolup bulmaya çalış, ama sen bilirsin” havası vardı.

“Sen Ne Anlarsın?” – Hızlıca Ters Dönme Modu

Bir de şu vardır: Her şeyin cevabını bilmemizi beklerler. Her ne kadar “bizden büyük” olsalar da, aslında o büyük kardeş bazen kendini de bir “kardeş” olarak görmek isteyebilir. Ve bu durumda, biz de bir adım geri atıp “Sen ne anlarsın?” diye sorarız. Ama sormak için o kadar fazla zaman harcamışızdır ki, soruyu sormanın tadını bile çıkaramayız.

Bir gün, kardeşim bana akşam dışarı çıkarken doğru bir ayakkabı seçip seçmediğimi sormuştu. “Bunu mu giyeceksin?” demişti, onun o tarzı beni benden almıştı. Benimle alay etmeye çalıştığını düşünerek cevap verdim: “Sen ne anlarsın, yaşlandın artık.”

O da bana gülerek, “Sen ne anlarsın? O kadar da genç değilsin, dikkat et!” diye bir cevap verdi. Hemen ama, çabucak: “Evet, yaşlandım, ama sana ne?” dedim. Sonra bir baktım, aynaya. Evet, aslında biraz yaşlanmışım, farkındaydım. Ama bu bir noktada, o “büyük kardeş” havasının benim içime işlediği anlamına geliyordu. Bir türlü ondan kurtulamayacağım bir yönü vardı.

İç Ses: “Ne Yapıyorum?”

Şimdi biraz iç sesime kulak verelim:

> “Gri elbise giymişsin, üstüne bir şeyler olmuş. Ama hala büyük kardeşin seni ‘yaşlandın’ diye uyarıyor. Kardeşim, ne yapıyorum ben? Tam olarak ne?”

Evet, bazı anlarda durup “Ne yapıyorum?” diye sormak, aslında her şeyin doğru olup olmadığını sorgulamak gibi bir şey. Bir bakıyorsun, büyük kardeşin küçük bir sözle hayatını değiştirebiliyor. Ama esas eğlenceli kısmı burada başlıyor. Çünkü her ne kadar “büyük” olsalar da, biz onlara bazen “Kardeşim, sen ne anlarsın?” diyecek kadar cesur oluyoruz.

Kardeşinle Duygusal Çıkışlar

Aslında büyük kardeşe bazen “ne deriz” sorusu, ciddi bir duygusal anlam taşır. Çünkü bir anlamda, onlara her zaman bakacak bir yer var. Duygusal olarak “bizi anlamadılar” dedikçe, aslında içten içe onları ne kadar çok sevdiğimizi de fark edebiliriz. Çünkü, o kadar çok şey gördük ki, bazen en saf sözcükleri onlara söylemek bile çok anlamlı. Geriye dönüp baktığımda, büyük kardeşin en çok söylediği cümleler, bir yandan bana eğlenceli gelmişti ama bir yandan da kendi kimliğimi sorgulamama sebep olmuştu. “Kendin ol, abicim, ama doğru şekilde” dediği zaman, bazen gerçekten kendimi kaybetmiş hissediyorum. Ne zaman kaybolduğumu da tam hatırlamıyorum aslında.

Kardeşle Eğlenceli Diyaloglar

Birçok kez büyük kardeşimle eğlenceli sohbetler yaptım, ama genelde “benden büyük” olduğu için hep o daha fazla konuştu. Mesela bir gün bana “Hayatın doğru yönünü bulmak için adımlar atman lazım” demişti. Ben de hemen bir cevap verdim: “Ya abi, bu hayatın doğru yönünü bulmak nerede yazıyor? Benim Google’ımda böyle bir şey yok!”

Tabii, o an hemen ciddi bir şekilde cevap verdi: “Yok öyle bir şey, sen biraz büyü, ben sana göstereceğim.” İçimden de dedim ki, “Bunu sana göstereceğim, kardeşim!” Ama tabii, işin şakası, o zamanlar hayat o kadar ciddiye alınacak bir şey değildi. Ama o cümle, bir anda daha da derinleşmişti. Bazen büyük kardeşin söylediği şeyler, gerçekten hayatı sorgulamak için doğru bir yer olabilir. Her şaka, bir anlam taşır ya…

Sonuç: Kardeşlik

Bizden büyük erkek kardeşe ne deriz? Aslında ne dersek diyelim, o her zaman “büyük kardeş” olarak kalır. O, hayatın bir tür rehberi, bazen şaka, bazen ciddi bir tavsiye. Ama asıl soruyu soruyorum şimdi: Kardeşlik ne kadar büyüdükçe, hala birlikte büyüyebilir miyiz? Kardeşimle olan sohbetlerimiz, sadece birer küçük anı değil, aslında hayatın her anı. Tabii, bazen gerçekten saçma şakalarla, bazen derin, felsefi sohbetlerle dolu. Ama her zaman, onu anlayacağımız ve birlikte güleceğimiz bir dil bulduk.

Sonuç olarak, büyük kardeşe ne deriz? Şunu deriz: “Sen ne anlarsın, ama yine de seni seviyorum.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
ilbet casino