Şahmaran Hangi İldedir? Bir Hikâye
Bazen hayatta sorular var ki, aslında cevabını bulmak o kadar da önemli değildir. Sadece bir yolculuk gibidir, biraz merak, biraz heyecan, biraz da kaybolmuşluk. Ve “Şahmaran hangi ildedir?” diye sordum, hem de bütün kalbimle. Çünkü bunun bir anlamı vardı. O kadar anlamlıydı ki, cevabını öğrenmek bir tür içsel keşfe dönüşmüştü.
Bir Sabah Kayseri’de
Kayseri’de her şeyin bir düzeni vardır. Güneş doğduğunda bile, insanın içi sanki belli bir tempoya göre atmaya başlar. O sabah da, kahvemi yudumlarken aklımda tek bir soru vardı: Şahmaran hangi ildedir?
Beni tanıyanlar bilir, günlük tutmak benim için sadece bir alışkanlık değil, hayatımın bir parçası. Duygularımı yazmak, yaşadığım her anı bir nebze daha anlamlı hale getiriyor. O sabah da hemen defterimi açıp birkaç satır yazdım. Ama aklımda tek bir şey vardı: Şahmaran. Bir efsane, bir gizem, ama ne yazık ki bir şehirle özdeşleşmişti.
İlk başta merak ettim; gerçekten de Şahmaran’ın bir yeri olmalı mı? Kayseri’den başka bir yere mi gitmeliyim? Ya da bu efsane, sadece şehirlerin gölgelerinde kaybolmuş bir masal mıydı?
Efsanenin Peşinde
Bazen bir soru, insanı öylesine derinlere götürür ki, basit bir arayışa dönüşür. İlerleyen saatlerde, Kayseri’nin bir kenarındaki küçük bir kafeye oturdum ve hafif bir rüzgarın saçlarımı savurmasını izledim. Şahmaran hangi ildedir? diye sormak bana bir anlamda özgürlük gibi gelmeye başlamıştı.
Çevremdeki insanlar, hayatlarının rutinine devam ediyordu. Herkes kendi derdinde. Ama ben bir anlamda kaybolmuştum. İnsanın içindeki o eksiklik duygusu, bazen sadece dışarıdaki dünyadan bağımsız bir şekilde ortaya çıkar. Bazen bir şehri keşfetmek yerine, bir efsanenin peşine düşmek daha anlamlı olur. Bu arayış, sanki bana biraz huzur verecek gibi hissediyordum.
Herkesin kendi hayatının en büyük efsanesinin peşinden gittiği bir yer var. Benimkisi de işte bu: Şahmaran. Belki de Kayseri’nin bilinmeyen bir köşesinde, bir taşın altında ya da bir mağarada gizlidir. Bilmiyorum, ama hissettim. Bu gizemli yaratık, bir zamanlar Kayseri’nin toprağında yaşamıştı. Onun izini sürmek, o kaybolmuş dünyaya adım atmak istiyordum.
Kayseri’nin Gizemi
Bir sonraki gün, Kayseri’nin en eski mahallelerinden birinde yürürken bir şey fark ettim. Şahmaran’ın hikayesi, aslında şehirdeki her taşın, her sokak köşesinin, her kahvenin bir parçasıydı. Bir insan ne kadar kaybolmuş gibi hissedebilirse, o kadar kaybolmuş oluyordu. Kayseri sokaklarında, her şey çok tanıdıktı ama bir o kadar da yabancıydı. Şahmaran, belki de Kayseri’nin ruhuydu, sadece insanlar onu unutmuştu.
Gün batmaya yakın, kent merkezine yakın bir parka gittim. Çimenler biraz sararmıştı, rüzgar hafifçe esiyordu. Bir köşede yalnızca bir kaç insan vardı, ama ben onlardan farklıydım. İçimde bir umudu taşıyordum, kaybolmuşluğu hissediyordum. Şahmaran’ın sırrını çözmeye az kalmış gibiydi.
Efsanenin kökenini düşündüm: Şahmaran, yılan bedenine sahip bir kadındı. Hem güçlü hem de güzel, hem gizemli hem de kırılgandı. O, yalnızca bir yaratık değil, bir öğretiydi. Bir kadın ve bir yılan arasında, aslında çok ince bir çizgi vardı. Ve o çizgide gizli olan, insanın kalbinin derinlikleriydi. Şahmaran, belki de her insanın içinde var olan bir parça, bir dönüşüm sürecinin simgesiydi.
Hayal Kırıklığı ve Umut
Bir yanda bu efsanenin peşinden sürüklenirken, diğer yanda içimdeki hayal kırıklığını da hissediyordum. Belki de bir yere varamayacaktım. Belki de Şahmaran’ı sadece bir masalda bulacaktım. Ama bir şeyi fark ettim: Bu arayış, bana sadece bir cevap değil, bir yolculuk sunmuştu. Bir masalın peşinden gitmek, bazen kaybolmak ve kaybolduğunda tekrar bulunmak demekti.
Şahmaran’ın hangi ildede olduğunu bilmemek, aslında her şeyin ne kadar bağlı olduğunu gösteriyordu. Kayseri, Şahmaran’ın efsanesini belki de içindeki her taşta, her sokak köşesinde taşıyor ve bizler bu hikâyeyi unutarak yaşadık. Ama şimdi, bu soruyu sormak, bu efsanenin içinde bir yer bulmaya çalışmak, bir yolda kaybolmak, aslında kendimi bulmamı sağlıyordu.
Şahmaran, belki de bir yerlerde yaşıyor. Belki de hiç kaybolmadı. Ama asıl önemli olan, bu yolculuk sırasında ne öğrendiğimizdi. Şahmaran’ın hangi ildedir sorusu, aslında çok basitti; ama cevabı, içimdeki kaybolmuşluğun bir parçasıydı. Ve belki de cevabı bulmak, her şeyin başlangıcıydı.
—
Kayseri’den ve Şahmaran’dan ilham alarak, bir yolda kaybolmanın, içsel keşif yapmanın ne kadar değerli olduğunu bir kez daha fark ettim. Bu şehirde her adımda, kaybolan bir parça ve bulunan bir anlam var.