İçeriğe geç

TDK’ya göre İslam’ın anlamı nedir ?

Bir Defterin İçine Sığmayan Duygular: TDK’ya Göre İslam’ın Anlamı Nedir?

Değerli Cevikman okurları, bu makalemizde “TDK’ya göre İslam’ın anlamı nedir” konusunda bilmeniz gereken her şeyi derledik.

Kayseri’nin kışını bilen bilir; insanın içine işleyen bir soğuk vardır ama garip bir şekilde aynı zamanda insanı kendine getiren bir tarafı da… O soğukta nefesin buhar olurken, düşünceler daha ağırlaşır. Ben de tam böyle bir dönemde, elimde eski bir defterle kalakalmıştım.

O defter benim için sadece yazıların olduğu bir şey değildi. İçine sustuğum şeyleri koyduğum bir yerdi. Bazen kızgınlığımı, bazen hayal kırıklığımı, bazen de kimseye anlatamadığım umut kırıntılarını yazardım.

Ve o gün, defterin ilk sayfasına tek bir cümle yazdım:

“TDK’ya göre İslam’ın anlamı nedir?”

Bir Cümlenin Peşine Düşmek

Bu soruyu yazarken aslında sözlük bakmak gibi basit bir şey yapmıyordum. İçimde bir yerlerde kırılmış bir anlamı toplamak istiyordum.

Çünkü bazı kelimeler var ya… sadece kelime değildir. Bir hayat taşır. Bir aile taşır. Bir çocukluk taşır. Ve bazen de insanın içindeki boşluğu taşır.

TDK’ya göre İslam, “Allah’a teslimiyet, Hz. Muhammed’in peygamberliğini kabul etmek ve bu inanç üzerine kurulu din” olarak tanımlanır.

Kısa. Net. Soğuk bile denebilir.

Ama ben o cümleyi okuduğumda içimde bambaşka bir şey oldu. Sanki bir sözlük tanımı değil de, yıllardır içimde taşıdığım bir hissin iskeleti gibi geldi.

Ve işte tam o anda kendi içimde şunu fark ettim:

Ben kelimenin anlamını değil, hayatın içindeki karşılığını arıyordum.

Bir Otobüs Durağında Başlayan Hikâye

O gün akşamüstüydü. Kayseri’de hava erken kararır, ışıklar daha yanmadan insanın içi kararmaya başlar. Otobüs durağında bekliyordum. Yanımda kulaklık, cebimde buruşmuş bir not kâğıdı.

Yanımda yaşlı bir adam vardı. Elinde küçük bir tesbih, gözleri uzakta bir yerdeydi. Konuşmadık. Ama o sessizlik bile konuşuyordu.

Bir ara içimden geçenleri fark ettim: “Ben neye inanıyorum? Ne beni ayakta tutuyor?”

Tam o anda defterimdeki o cümle aklıma geldi. TDK’ya göre İslam’ın anlamı nedir?

Ve garip bir şekilde, o sorunun cevabı otobüs durağında değil, içimde yankılanmaya başladı.

Babamın Sessizliği ve Eksik Cümleler

Babam çok konuşan biri değildir. Ama az konuştuğunda cümlelerin ağırlığı çok olur.

Çocukken camiye götürürdü beni. Soğuk sabahlar, buğulu camlar, ayakkabıların düzenli dizildiği bir avlu… Hepsi zihnimde ayrı ayrı yer eder.

Bir gün eve dönerken “İslam ne demek?” diye sormuştum. O da kısa bir cevap vermişti:

“Teslim olmak.”

O kadar.

Çocuk aklımla o kelimeyi anlamaya çalışmıştım ama içimde hep yarım kalmıştı. Teslim olmak… kime, neye, nasıl?

Yıllar sonra TDK tanımını okuyunca babamın o tek kelimesi daha netleşti ama aynı zamanda daha ağır geldi. Çünkü artık sadece anlamıyordum; hissediyordum da.

Ve o his bazen huzurdu… bazen de iç sıkıntısı.

İçimdeki Çatışma: İnanç mı, Sorgu mu?

Büyüdükçe insanın içi daha kalabalık oluyor. Bir tarafın inanmak istiyor, diğer tarafın sorguluyor. Ve ikisi aynı anda konuşunca insanın zihni gürültüye dönüşüyor.

Ben de öyleydim.

Bir gün çok güçlü hissediyordum, bir gün hiçbir şeye tutunamıyordum. Sonra yine dönüp aynı soruya geliyordum:

“TDK’ya göre İslam’ın anlamı nedir?”

Ama aslında sorduğum şey sözlük tanımı değildi. Ben şunu soruyordum:

“Ben nereye aitim?”

Bir Cami Avlusunda Sessiz Bir Dönüşüm

Bir cuma günü, içim daralmış halde caminin avlusuna oturmuştum. İnsanlar giriyor çıkıyor, kimse kimseye fazla bakmıyordu. Ama bir düzen vardı. Sessiz bir düzen.

O sırada yaşlı bir kadın dikkatimi çekti. Elinde ekmek poşeti vardı. Bir köşeye oturdu, cebinden küçük bir mendil çıkardı ve ağladı.

Kimse sormadı. Kimse karışmadı. Ama kimse de yalnız bırakmadı.

O an içimde tuhaf bir şey kırıldı. Belki de ilk kez “teslim olmak” kelimesini sadece bir tanım olarak değil, bir yaşam hali olarak gördüm.

Ve o an düşündüm:

Belki de İslam dediğimiz şey sadece bir sözlük cümlesi değil, insanların acıyı taşıma biçimidir.

TDK Tanımıyla Gerçek Hayat Arasındaki Boşluk

Sözlükler net konuşur. İnsan hayatı ise net değildir.

TDK’nın tanımı bana bir çerçeve veriyor ama o çerçevenin içi benim yaşadıklarımla doluyor.

İslam kelimesinin anlamı sözlükte yazdığı gibi “teslimiyet” olabilir. Ama benim hayatımda bu teslimiyet bazen bir kayıptan sonra ayakta kalmak, bazen bir hatadan sonra tekrar denemek, bazen de hiçbir şey anlamadığım bir günde yine de devam etmekti.

Ve bu noktada kendime kızdığım çok oldu.

“Ben neden bazen bu kadar savruluyorum?” diye.

Ama sonra şunu fark ettim: Belki de mesele savrulmak değil, arada kalabilmekti.

Gece Defterine Yazılan Son Cümleler

O gece eve döndüğümde defterimi açtım. Sayfalar arasında kaybolmuş yazılar vardı. Ama en üstüne tekrar o cümleyi yazdım:

“TDK’ya göre İslam’ın anlamı nedir?”

Sonra altına kendi cümlemi ekledim:

“Benim için bazen dayanmak, bazen affetmek, bazen de hiçbir şeyi anlamasam bile devam etmek.”

Yazarken gözlerim doldu. Çünkü bu bir cevap değildi aslında. Bu bir kabul edişti.

İçimdeki eksiklikle birlikte yaşamayı kabul ediş.

Umutla Hayal Kırıklığı Arasında

Beni en çok yoran şey, sürekli bir denge arayışıydı.

Bir gün umut çok yüksekti, ertesi gün her şey anlamsız geliyordu. Ama zamanla şunu öğrendim: Belki de inanç dediğimiz şey hep sabit bir yüksek his değil, dalgalı bir yolculuktu.

Ve bu yolculukta insan bazen düşer, bazen kalkar, bazen sadece bekler.

Son Söz Gibi Değil, Devam Eden Bir Cümle Gibi

Bugün hâlâ o soruyu soruyorum kendime.

“TDK’ya göre İslam’ın anlamı nedir?”

Ama artık bu sorudan kaçmıyorum. Çünkü biliyorum ki cevap tek bir cümle değil.

Bazen bir cami avlusunda gördüğüm sessizlikte,

bazen babamın kısa ama ağır cümlesinde,

bazen de kendi içimde sessizce direndiğim anlarda saklı.

Ve belki de en doğru cevap şu:

Anlam, sadece sözlükte yazan değil; insanın yaşarken taşıdığı şeydir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
https://yurek.com.tr https://fune.com.tr https://felo.com.tr Sitemap
ilbet casino